Bana Vurma Öğretmenim…

Sen benim ilkokul öğretmenimdin.

Okulla, öğrenmeyle, başarmayla ilgili ilkleri seninle yaşıyordum. Seni sınıfta ilk gördüğümde, etrafını saran çocuklara gülümsüyordun. Bundan o kadar mutlu olmuştum ki… Seni sevmeye, sana güvenmeye o kadar hazırdım ki… Sonra başka ilkler oldu. Bağırdığın ve kızdığın zamanlar. Hoş değildi ama geçip gidiyordu. Sonra bir ilk daha oldu. Sen bana bir  tokat attın.

İlk kez birisi bana vurdu. Çok incindim öğretmenim. Bunun olduğuna inanamadım. Bana vurmasaydın ne güzel olurdu. Ben laftan da anlardım. Herkes gibi… Bana vurma öğretmenim. Gücünü bana kullanma. Hem, şiddet güç değildir ki, sen bize bunu öğretiyordun, başkasına zarar vermemek gerekiyormuş. Sen neden bana zarar verdin öğretmenim? Çok üzüldüm ben. Utandım, kendimi kötü hissettim. Ne yapacağımı, nasıl düşünüp nasıl hissedeceğimi şaşırdım. Çok kırıldım sana öğretmenim. Alışık değilim ben.

Belki beni iyi tanımıyordun, belki de umursamıyordun. Belki sen de üzülmüşsündür, bazen bu da aklıma geliyor ama bana bunu söylemeni çok isterdim öğretmenim. Benimle konuşup bana bir açıklama yapmanı, bana vurduğun için çok üzgün olduğunu söylemeni isterdim. Herkes hata yapabilir değil mi öğretmenim, ben de ve sen de yapabiliriz. Ama büyükler hatalarımızı düzeltmenin mümkün olduğunu söyler hep. Belki sen de bunu yapmak isterdin diye hep düşündüm öğretmenim.

Aslında biraz da korkuyordum, beni daha da sevmezsen diye. Sana duygularımı ve düşüncelerimi açıkladığım için kızarsan diye. Yine de, açık olmak istiyordum öğretmenim. Dürüstlüğü tercih etmeyi öğrendim. Birine kızsam da vurmadan konuşmayı öğrendim. Senin de çoğu zaman yaptığın gibi…

Ben senin gülümseyen halini çok seviyorum öğretmenim…

Özden Bilgin