Gençler Birer Birer Evlenirken…

Bu yaz Karasu’da her hafta sonu tanıdığım bir genç evleniyor! Hemen hepsi, kızım Dara’nın akranları. Dara ile Ali’nin düğünüyle başladı yaz. Genellikle 25-30 yaş grubu bu gençler. Hepsi son 20 yılın eğitim sisteminin çarkları arasında büyüdüler, okuldan çok dershanelere gittiler, başka bir şeyle ilgilenmeden sınav kazanmaları, başarılı olmaları istendi onlardan. Bu gençlerin bir kısmı apolitik ve benmerkezci, bir kısmı ise uygulu, ailelerinden bağımsızlaşıp farklılaşamayan ve sonuçta da ayrışamayan gençler oldular. Bir kısmı da 80 kuşağı ebeveynlerinden öğrendikleri gibi, muhalif ve toplumcu yanlarını geliştirdiler, insan haklarını, sanatı, kültürü önemsediler. Teknolojinin olağanüstü gelişimini kendi gelişim süreçleriyle birlikte yaşadılar. Çocukluklarında bilgisayarlar emekleyen bir çocuk gibi henüz ayaklanıyor, yeni yeni kişiselleşiyordu, ergenliklerinde her türlü gizemli haberleşme olanaklarıyla birlikte cep telefonu günlük hayata giriyordu. Şimdi de, saniyesi saniyesine değişen bir dünyada yaşıyorlar, yeniliklere hemen geçiş yapıyorlar. Yani bu gençler, teknolojiyle birlikte büyüdüler, “başarılı olursan var olursun” mesajına dayalı bir hayatı deneyimlediler.

Artık kendi ailelerini kurup yaşam yoluna devam ediyorlar. Sonuçta, her kuşağın başına gelen onların da başına gelecek elbet, bir süre sonra, çocuklarını yetiştirmeye başladıklarında, ebeveynlerinden neleri model aldıkları ortaya çıkacak, kendi anne-babalık tutumlarını oluştururken, bunun etkilerini hissetmeye başlayacaklar. Telaşlı bir anneyle ya da sorumsuz bir babayla büyümüş olmanın sonuçları bu dönemde karşılarına çıkacak. Kendilerini “anneleri gibi çok konuşurken” ya da “babaları gibi küserken” bulduklarında çok şaşıracaklar. Problem çözmeleri gerektiğinde, “anneleri gibi şefkatle” mi, “babaları gibi öfkeyle” mi hareket edeceklerini, çocukları bir hata yaptığında, “anneleri gibi suçlayarak” mı, “babaları gibi anlayışlı olarak” mı yaklaşacaklarını belirleyecekler. Ya da çocukken dayak yiyenler asla kendi çocuklarına el kaldırmamaya yemin edecek ve bu yüzden çocuklarına sınır koymadan öyle izin verici olacaklar ki, sonuçta çok öfkelenip yine çocuklarına kötü davranacaklar.

Belki de bunların hiçbiri olmayacak. Yeni bir aile düzeni oluştururken nasıl yaşamak istediklerine karar vermek için oturup, samimiyetle ve ciddiyetle konuşacaklar. Birbirlerinin biricikliğine saygı ve özen gösterecekler. Farklı aile yapılarından geldikleri için, farklı problem çözme davranışlarına sahip olmanın normal olduğunu kabul edecekler. “Niye benim gibi düşünmüyor, hissetmiyor, davranmıyor” diye birbirlerini suçlamayacaklar. Kırmamak için susmak yerine, açıkça ve nazikçe kendilerini ifade edecekler. Dürüst olmak için sadece yalan söylememenin yetmediğini, asıl dürüstlüğün taleplerini, arzularını, korkularını, öfkelerini, üzüntülerini ortaya koymak olduğunu bilecekler. Evliliğin sadece güzel bir başlangıç olduğunu, devamı için çaba gösterilmeyen hiçbir ilişkinin uzun sürmeyeceğini bilecekler.

İnanıyorum ki bu gençler, mutlu olacaklar. Çünkü, bunun bir tercih olduğunu öğrenerek büyüdüler…

Özden Bilgin