EYLÜL GELDİ…

Eylül… Sonbaharın ilk günleri… Yaz biter gibi; kimileri için son deniz günleri, son geziler, son öğlenlere kadar uyumalar… Kimileri için hasat zamanı, fındık zamanı, iş zamanı. Kimileri için okul zamanı, ders zamanı, dershane zamanı. Sadece öğrenciler değil, öğretmenler de okula başlayacak olmaktan şikayetçi. Okulların açılmasından iki hafta önce göreve başlamaktan yakınıyorlar. Tatil hiiiç bitmesin, herkesin hayali bu!

Eylül, üç ay sürecek sonbaharın başlangıcı. Bizi kışa hazırlamak için geldi. Hava yavaş yavaş soğuyacak, günlerin aydınlığı kısalacak, yapraklar önce kızarıp sonra sararıp sonra yavaş yavaş dökülecek, çimenler solacak, güneş daha az ısıtacak… Bu hazırlıklar olmasa, kışı karşılamak mümkün olmazdı. Uyum sağlayamazdık. Bir hafta önce denizde yüzerken, birden eve kapanıp soğuktan titreyemezdik. Hasta olurduk, mutsuz olurduk, öfkeli olurduk. Hasatsız, ürünsüz, aç kalırdık… Sonbahar olmasa, kışa dayanamazdık…

Doğa bize öğretiyor ki, yeterince hazırlanmadan, olgunlaşmadan, zamanı gelmeden harekete geçerseniz, yeterli verimi alamazsınız. Eğer tatilinizi bir parçacık da yeni döneme hazırlanmak için kullanırsanız, sağlıklı bir çalışma ya da okul yılı geçirmeniz kolaylaşır.

Sonbahar, bir geçiş mevsimidir aslında. Sabah ve akşam serin olan hava, öğlen saatlerinde sıcak olmaya devam ederken, bize der ki, “hep aynı koşullarda yaşamayacaksınız. Tedbir alın. Eksiğiniz varsa giderin. Fazlalıkları ayıklayın. Değişimin kaçınılmazlığını unutmayın. Var olmak için farklılaşmak zorundasınız. Farklılaşmadan yaşarsanız büyüyemezsiniz, hep aynı şeyleri yapmaya devam ederseniz farklı sonuçlar bekleyemezsiniz. Yeniden üretebilmek istiyorsanız, birikimlerinizi gözden geçirmeli, işe yarar ürünleri ayırmalı ve bazılarını da depolamalısınız. Hazırlık yapmadan girişilen her eylem, zayıf kalır. Haydi, harekete geçin!”

Eylül geldi. Doğa kışa yürümeye başladı. Siz de kendinizi yoklayın. Geçen eylülden bu yana hayatınızda neler değişmiş? Daha neleri değiştirmeye ihtiyacınız var? Nelere hazırsınız? Ne tür desteklere ihtiyacınız var? Ne tür kaynaklarınız var? Para, zaman ya da insan kaynağı olarak nelere sahipsiniz? Yeni olanaklarınız neler?

Eylül geldi. Bize “dur da bir düşün” dedi. Düşün, seni neler sevindiriyor ve neler mutsuz ediyor, ne gibi yeteneklerin var kendini güçlendirmek için?
Eylül iyi ki geldi. Yazın tadı damağımızdayken kışa hazırlanmaya, hayatın hep aynı şekilde devam etmediğini, değişimin ve gelişimin hep sürdüğünü hatırlamaya ihtiyacımız var çünkü. Ama kaygıyla değil, eylülün de tadını çıkararak!

Eylül en güzel ayı bence dört mevsimin!

 

Özden Bilgin

%d blogcu bunu beğendi: